Elektrik tüketicisi Netflix seyircisine benzer mi?

Neden önemli?

Netflix’in tüketici yaklaşımı acaba elektrik şirketleri için de örnek olabilir mi? Öncelikle dürüst bir noktadan yola çıkılmış, söylenen ile gerçek tercihler çok farklı. Kişiselleştirirken değişik tüketici kümeleri oluşturmak ve ona göre erişmek, görüntüye önem vermek, test grupları ile denemeler yapmak. Tüketicinin herşeyi bilmesine değil, tüketici ile etkileşime odaklanmak önemli. Bu konular Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının Tüketici zirvesinde de gündeme gelmişti. Not olarak durmasında fayda var.

Farklı Tüketici Tipleri

Tartışmanın asıl raporlardan biri bidgely’nin “Learning from Netflix” raporu

Rapor kısaca 4 noktaya değiniyor:
– Kümeleme ile başlayan kişiselleştirme
– Tüketici geri bildirimleri gürültülü
– Görünüş önemlidir
– Test edip, denemek

Soru şu : Sürekli google, apple ve netflix gibi hizmetleri alan ve bu hizmetlerin kendi arama geçmişi ve tercihlerine göre kişiselliştirilmesinden hoşlanan tüketiciler, diğer hizmetlerin de “hiper-kişiselliştirilmesini” istemez mi?

Netflix’in Baş İçerik Sorumlusu Ted Sarandos : “Ben hiç bir şov programımızın markamızı belirlemesini istemem, veya bizim markamızın da şovları… Bizim markamız kişiselleştirme [kişiye özel hale getirme]”

Tamam da bu iş nasıl olacak? Burçlara göre mi tüketicileri belirleyeceğiz. Netflix 130 milyon izleyicisini, 2000 “farklı tad kümesine” indirgemiş. Fakat bunu gerçek “izleme alışkanlıklarına” göre yapmış.

Asıl Konu:Söylenen Tercihler ile Açığa Çıkan Tercihler

Raporun bence en vurucu kısmı burası. Meselea ABD’deki tüketiciler daima daha ekonomik araç istediklerini belirtirken daima daha yüksek motor hacimli araç-jipimsi(SUV) alıyor. Bu literatürde çok bilinen “Söylenen vs Açığa Çıkan Tercihler” (declared vs revealed preferences) olarak biliniyor.

Netflix bunu ABD’li komedyen Adam Sandler’in geyik filmleri üzerinden görmüş.. Bu filmler tüketiciden 3 yıldız alıp defalarca izlenirken, çok iyi denilen bir belgesel 5 yıldız alıp bir defa izlenebiliyor. Davranış Adam Sandler, söylem National Geographic.. Bu sebeple 5 yıldız puanlamayı bırakıp sadece parmak yukarı/aşağı uygulamasına geçiyor ve daha başarılı bir sonuç elde ediyor.

Sonuç: Tüketici anketleri gürültülüdür, yani asıl sinyal ve mesajı duymak zordur.

Peki elektrikte ne yapılabilir. Mesela fatura ödeme gruplarına göre tüketicileri ayırarak, ödeme yöntem ve taksitlendirme konusunda kullanmak istedikleri arayüzü seçme imkanı gibi, evdeki tüketim cihazlarını canlı takip ederek , “faturanız bu ay şu cihazların çok kullanımından dolayı yüksek gelebilir” uyarısı da verebilir. Aynı şekilde faturalarını düşürmek için tüketicilere “yaptım/yapacağım” (Netflix’deki başparmak yukarı/aşağı) ile bir yapılacaklar listesi kişiselleştirilebilir.

Görünüş Önemli

Netflix araştırması tüketicilerin program başlıklarına ortalama 1.8 saniye baktıklarını, zamanın %82sini ise çizim, fotoğraf ve görsellerde geçirdiklerini gözlemiş. Aesthetic Visual Analysis denilen Estetik Görsel Analiz ile kullanıcılar mesela komedi izlemişler ise filmdeki komik kahramanların resimlerinin olduğu kapak görüntüsü ekrana geliyor.

Elektrik sektöründe mesela, daha çevreci olan tüketicilere “Enerji tüketimini azaltarak, ağaç dikmemize yardım edin” mesajı giderken, daha maliyet etkin kümelere “enerji tüketiminizi düşererek 5 TL tasarruf edebilirsiniz” mesajı gönderilebilir.

Test etmek çok önemli, Netflix’in de bir “deneysel platformu” var. Arayüz, öneriler, tekrar oynatma, arama ve üyelik konularında deneyler yapıyor.

Bidgely, tüketicilere atılan emaillerde elektrik tasarruf programı yerine şirket isminin görülmesinin maillerin açılma oranını arttırdığını görmüş. Şirket ismini konuda yazan maillerin açılma oranı %41. Program isimleri ise %29.

Elektrikte ABD örnekleri

ABD’deki Smart Energy Consumer Collaborative – akıllı enerji tüketici işbirliği- SECC, 5 grup enerji tüketicisi kümesi belirlemiş.

  1. Kararlı ve etkileşen: Enerjiyi verimli kullanmak için daima arayış içinde olan ve hizmet sağlayıcı ile iletişim halinde olan (tüm pazarı %15i).. Bunların ilgisini çeken 3 hizmet: Gelecekteki enerji maliyetlerini tahmin etme, yenilenebilirler, yatırımların geri dönüşünü hesaplama
  2. Motive ama aktif değil: Genelde enerji verimlidir, ilgilenir ama adım atmamıştır. Bunlar da maliyet öngörme, işine uygun tarife ve pik zamanlarda tüketim düşüşü ile destek sistemleri(bill credit)
  3. Destek varsa ilgilenen: Çok enerji verimliliği yapmamış, belki erişilse yapacak. İlgilendikleri hizmetler tarifeler, iş yerinde enerji verimliliği etüdü, pik zamanlarda tüketim düşürme(fatura indirimi karşılığı) . Pazarın %27si
  4. Tasarruf eden ve memnun: Genelde hep enerji verimli olmuş, ama aktif olarak enerji verimliliğini takip etmeyen. İlgilendikleri hizmetler gelecek enerji maliyetleri, yatırım(enerji verimliliği) geri dönüş hesabı, pik talep düşümden fatura kazancı. Tüm kümenin %13ü
  5. Kararlı olarak ilgisiz: Hem enerji verimli değil hem de bu konuda erişilmeye de açık değil. Maliyetler, kesinti uyarıları ve pik talep düşümleri. Bunlar da tüm kümenin %28’i

SECC’in bir başka raporunda ise 5 tüketici grubu belirlemiş. “Yeşil Şampiyonlar”, “Tasarruf arayanlar”, “Teknolojiye mesafeliler”, “Belirleyiciler”, ve “Statükocular”…(özetler burada)

Sadece gruplar belirlenmemiş, ayrıca bu grupların değişik programlara tepkileri de ölçülmüş. (Çevrimiçi energy perakende pazarı, enerji yöneticis aracı ve canlı ödül programı)

Nihai sonucu ise tüketici havuca daha fazla ve iyi tepki veriyor. Bidgely raporunda çok ilginç bir kısım da var “Ortalama tüketici kWh’in ne olduğunu bilmiyor veya umursamıyor, ama onlar ile etkileşim kritik. Şirketler değişen tepkilere cevap vermek zorunda”

Bidgely’e göre “tüketiciler, kendi deklare ettikleri kadar iyi, çevreci vatandaşlar olmayabilir”. Bu da şirketler için çözülmesi gereken bir bilmece. Yöneticilere göre %44’ü tüketcinin ne istediğini çözmenin en büyük problem olduğunu söylemiş.

Şirketler tarafında ise tüketicinin en çok (%56) kolay kullanım, %19’u temiz/yeşil enerji, %19u hızlı, kişiselleştirişmiş hizmet, %13’er lik kesim de daha fazla kontrol ve daha ucuz enerji istediği düşünülüyormuş.

PJM’in 2020 uzun dönem yük öngörüsü raporundaki teknik detaylar

Tüm detaylı bilgiler, Excel dosyaları ve rapora bu linkten erişebilirsiniz.

Neden önemli gördüm?

PJM’in öngörülerinde modelin arka planında bazı parametreler çok ilgimi çekti. Mesela veri merkezlerinin enerji tüketimi ile ekonomik büyüme arasında birebir ilişki olmaması, CVR gibi gerilim düşümlü tasarruf yöntemlerinin etkileri, talep düşümünde verimliliğin güneşten daha etkili olması, teknik detaylarda günlerin, noel ışıklandırmalarının, CDD yani soğutma gün derecenin gecikmeli olarak da hesapta yer alması vs. ilginç geldi.

PJM nedir?

30 Aralık’ta ABD’deki önemli bölgesel iletim birliklerinden (organization). PJM ile ilgili yazılmış bir kitap da var : “Creating Competitive Power Markets: The PJM Model” adıyla (link)

PJM’in öngörüleri önemli, çünkü teknolojinin uç noktalarında denemeleri ve planlamaları var. Bunun en büyük sebebi ise muhtemelen bağımsız bir organizasyon anlaşması ile kurulması ve yeni şeyler denemek için kanun değişikliklerine ihtiyacının olmaması.

Benim ilgimi çeken PJM’in 2020 yük öngörüsünden çok ek yani supplamentteki bazı detaylar.
Rapor ile ilgili özet burada :
Sayfanın son paragrafında raporun linki ve ekinin linki var.

Rapor özetinden bazı satır başları

-Hane tüketim artışlarını 1998’den bu yana gelen %0.9’dan geleceğe %0.6 artış olarak düşürerek taşımaları
-Ticari tüketim de %1’den 2020-2035 içi %0.6 olarak öngörülmüş
-En ilginci ise sanayinin 1998-2018’de ortalama %-0.5 küçülen sanayi elektrik talebini ile pozitif yani %0.4 ile öngörmeleri
-Elektrikli arabaların talep artışına %0.1den daha az tüketim artışı ekleyeceğini öngörmüşler
-Eğer güneş ve cihaz verimliliklerindeki artışlar olmasa talep artışını %1 bekliyorlar
-Fakat mevcut yük artışı %0.5.
-Yük artışındaki düşüşün %0.2si tüketicilerin yaptığı güneş üretimleri, %0.3’ü de verimlilik. VERİMLİLİK etkisini güneşten fazla öngörmeleri de ilginç

Asıl Kısım:Ek ve Model detayları

(link)

PJM rapora verdiği ekte detaylı olarak modellemedeki temel parametrelerini anlatmış. Bana ilginç gelen bir kaç kısım şunlar:

  1. Model Yapısı:Modeli önce iklim-hava faktörlerinden etkilenmeyen şekilde kurgulayarak daha sonra hava etkilerini içeren ikinci modele geçiyorlar.

2. Takvim etkilerinde Christmas – yani Noel aydınlatma etkilerini de dikkate alıyorlar. Tatilden önceki günlerde de sanki %20lik bir göreceli (tatil=1, diğer günler =0, tatilden önceki gün =0.2) bir düşüşleri var.

3. Alt sektörler bazında 3 ana sektör var ve “Appliance Saturation” yani cihaz sayısındaki doygunluk en ilginç parametrelerden biri. Daha önce gördüğümüz makalelerde cihaz sayısındaki doygunluk yanında, yeni tip cihazlar (ipad, vs) daki artışında önemli olduğunu görmüştük

4. Konut tüketiminde ısıtma, soğutma ve diğer diye bir ayrım var. Yıllık konut kullanımında bu 10000 kWh’e denk geliyor. Yani aylık 900kWh, bunun 500 kWh ‘ı ısıtma hariç gibi gözüküyor. Sanki Türkiye’deki ortalamanın 3-4 katı.

5. Ticarethanede alan başına tüketim esas alınıyor. Buradaki dikkat edilmesi gereken nüfus başına alanın da artacağı tahmini

6. Sanayide ise 3 ana sektöre bakılmış. İnşaat, doğal kaynaklar ve maden ile imalat sektörleri. Moody’s Analytics’den istihdam öngörüleri almışlar. Burada da sanayi enerji yoğunluğu energy use per output,yani çıktı/üretim başına enerji kullanımı bana ilginç geldi. Normalde birçok kişi $ çıktı başına enerji kullanımına bakar

7. Isıtma ve soğutma kısmı çok detaylı: Nihai tüketimde ısı tüketimi endeksini sabit tutarak, soğutma endeksini yükseltmişler. Yani ısınma ihtiyacı nisbeten sabit, ama soğutma talep artışı bayağı pozitif görünüyor.

8. Isıtmada CDD yani soğutma gün derecesini kullanmışlar. Fakat daha da farklı olarak geciktirilmiş CDD (lagged Cooling Degree Days) de kullanılmış. Bizdeki modellerde genelde bu bir gün önceki talep ile aslında modellere dahil edilir. Sayfa 18’e kadar detaylı kısımlar var

9. Dağıtık güneş ise dağıtım altında olduğundan PJM’in piyasalarında yer almıyor kabul edilmiş. Yani PJM’in hesapladığı talepten pay alan, PJM’i gördüğü talebi düşüren bir faktör.

10. PEV :Şarjlı elektrik arabalar, PJM’in 2020 raporuyla ilk defa yer verdiği bir konu. Bu hesaplamada araçların 20 yıl piyasada kaldığı öngörülmüş. Pik talebe etkide ise iki seviye şarj ayrımına gidilmiş. Seviye 1 (Level 1) şarj 1.4kW ve seviye 2 şarj 7.7 kW çekiyor kabul edilmiş. Araçların %80’i 1.seviye şarj kullanacak deniyor Oysa ileri doğru tahminlerde 40kWh batarya için seviye 1 tahminleri çok yüksek. Buradaki tahminlerine katılmıyorum. Seviye 2 bence daha çok olmalı

Ortalama şarjlı elektrikli araba (PEV)yılda 4500kWh tüketiyor var sayılmış. Kabaca 21-22 kWh/100km dersek yılda 20000 km’ye denk geliyor.

11. CVR – Yani Gerilim Düşürmeli Tasarruf – Conservation Voltage Reduction konusunda sayfa 23’teki Baltimore Gas and Electric’in (alt dağıtım bölgesi) kısmı bana ilginç geldi. 2014’te başlayan program 2022’de tüm bölgede kullanılacakmış. Bu sistemde trafo çıkış voltajları cihazları kapatmayacak şekilde tolere edilebilecek şekilde düşürülerek, bir miktar tasarruf sağlanıyor. Benzer şekilde detayını anlayamamakla birlikte COMED bölgesinde de Gerilim Eniyileme (Voltage Optimization) programı da oldukça talepte etkili gözüküyor

12. Belki de en ilginç noktalardan biri veri merkezleri (data center) : Dominio bölgesi, bölgesindeki veri merkezlerinin yük oluşturduğunu ama ekonomik etkisinin nisbeten daha az olduğunu söyledi. Şöyle düşünün Google 5 tane daha veri merkezi kurdu ama fatura ve ekonomik büyüklük California’da. Yani veri merkezleri ile ekonomik büyüme-talep ilişkisi gerçekten anlamsızlaşıyor.

13. İleri doğru yük tahminlerinde ise (sayfa 29) olasılıksal yani percentile bir grafik oluşturmaları gayet iyi olmuş. Yani o yıldaki pik ne olacak yerine, yazın pik talep dağılımı olasılığı nasıl olacak sorusu daha mantıklı(aşağıda).