3 Haziran 2020

Avrupa da yüksek doğalgaz depo seviyeleri ve düşük talep sebebi ile negatif doğalgaz fiyatları görülebilir. AB gaz piyasasındaki son alıcı olarak bilinyordu. 5 yıllık ortalamada %45 olan depo doluluğu şu sıralar %73’te. 2006’da UK NBP negatife dönmüş. Şimdi yine İngiltere’de güniçi veya günöncesinde kısa bir süre negatif fiyat bekleniyor.

Daha önce Türkiye içinde yapılan atık ve ekonomi ilişkisinde, FT’ye göre krizde ofis kağıt tüketimi azaldı. Teneke-konserve gıda tüketimi yüzünden %70 teneke, ayrıca evler daha çok içecek tükettiğinden cam miktarı da artmış. Evlerin atık miktarı %20 artarken, ticari atıklar %50 düşmüş.

ABD’de Ulusal Sibergüvenlik mükemmeliyet merkezi “Enerji Sektör Varlık Yönetimi” dökümanlarını yayınladı.

AB’nin ortak araştırma merkezi, AB Yeşil Paket ile uyumlu senaryoların bir değerlendirmesini yayınlamış. “Towards net-zero emissions in the EU energy system by 2050” de bazı ilginç sonuçlar var. Mesela yenilenebilir ile hidrojen arasındak ilişki gibi

Ayrıca bir çok senaryonun da karşılaştırması mevcut. Aşağıdaki grafiğin bir de enerji verimliliği içerenleri var.

1 Haziran 2020

5 yıl önce 726 milyar $ olan Suudi rezervleri 444 milyar $’a düştü. Mart’da 24, Nisan’da 21 milyar $ daha alınmıştı. Bu paralarla Suudi PIF ABD ve Avrupa’da şirket hisseleri alıyor. Riyal normalde dolara eşlenmiş durumda, bu durumun devamı için 300 milyar $ üstünde rezerv olması gerekir.

Bloomberg’in grafikleri güzel. ABD’de havayolcusu sayısı Mart’taki 1.9 milyondan 1 Nisan’da 0.1 milyona, benzin talebi de 9 mv/g’den 5 mv/g’e kadar düştü. Belki burada sosyal bir saptama olarak en yüksek gelirlilerin daha fazla uzaktan çalışabildiği de görülüyor.

Alman Ekonomi Bakanı 5.6 milyar $ araba satışları ile ilgili teşvik açıkladı. 77,350 euro altı araçlar için araç başına 2500 euro, enerji veriml ise 500 daha ve elektrikler için 1500 euro, hibritler için 750 euro daha ekleniyor.

29 Mayıs 2020 itibari ile yıl başından bu yana emtiaları performansı – WSJ’den

OPEC+ bugün, Perşembe günü (4 Haziran)da sanal bir görüşme yapıp yapmamayı karar bağlayacak. Normalde bu toplantı 9-10 Hazirandaydı. OPEC+ toplantıları öncesi artık Suudi-Rus telefon görüşmesi bekleyelim. Temmuzda 9.7 mv/g kesintiler 7.7 mv/g’e düşecek, 9.7’den bir iki ay daha devam edilmesi gündemde.

Çin bölgelere göre yenilenebilir hedeflerini güncellemiş. Hidro harici yenilenebilir kaynaklarda 2019’daki %10.1, 2020’de %10.8 e çıkıyormuş. Elektrik talep artışı düz veya negatif olabilirmiş.

Çin devlet yetkilileri büyük devlet şirketelerine(Cofco ve Sinograin) ABD’den soya dahil çiftlik ürünleri alımını durdurmasını söyledi. 2020de Çin ABD’den 36.5 milyar $ tarım ürünü alacaktı.

Petrol fiyatlarından etkilenen ülkelerden biri de Gana, Africa-Confidential’ın güzel grafikleri var.

24 mart 2020

ABD Merkez Bankasının sınırsız alım duyurması ve eyalet, fedral hükümet ile şirketlere kredi akışı sonrası petrol destek buldu. ABD enerji bakanı Brouilette de fiyatların kararlılığı için ABD-Suudi ortaklığı ihtimalinin düşünüldüğünü söyledi.

Covid19 krizi ABnin enerji ve iklim politikalarını nasıl etkileyecek? Yazıda 5 alt nokta : karbon fiyatlarındaki hızlı düşüş,2030 iklim planları, devlet yardımları kapsamı, dağılımsal etkiler ve düzenleyici kurumlara daha büyük roller olarak incelenmiş.

Benzin ve jet yakıt talebindeki crack marjlar gittikçe düşüyor. Jet de negatifler görülmüş, yani petrol üzerine para verelim jet yakıt üretin gibi. Nijerya petrolü satılsın diye, Brent üzerinden de indirim uygulamış.

Bu da önemli grafiklerden. Dikkat edilmesi gereken ise üretim ve ihracat ayrı şeyler. 3 büyük üretici, Suudi,ABD,Rusyanın üretim grafikleri

Kömür devri bitiyor dense de, fiyatlar onu söylemiyor. Bloomberg e göre, kömür en pahalı yakıta dönmüş durumda. Doğalgazın iki misli petrolünde %30 üstünde emisyonu var. Newcastle kömürü elektrik üretimi için ve Asyada gaza geçişlerle düşmesi beklenirdi.

ABD enerji bakanlığı toplamda 77 milyon varil yerli üreticilerden alacağı ve depolayacağı petrolün ilk 30 mv kısmı için çağrıya çıkmış. 90 gün sürse, arzda 0.3mv/g düşüş gibi.

11 Şubat – Akademik makaleler

Bu hafta SARS’ın sebep olduğu ekonomik etkiler ve bazı enerji makalelerine göz attım.

  1. Historical cases for Contemporary Electricity Decisions: Bu makalede ABD’nin elektrik gelişimindeki dönemsel kararların etkileri detaylı olarak değerlendirilmiş.
  2. High-Resolution Global Maps of 21st-Century Forest Cover Change: Bu makalede dünyadaki orman alanlarının değişimi inceleniyor. Google Earth Engine ile kodlayarak dünyadaki orman yüzeysel değişimini de inceleyebiliyorsunuz.
  3. Economic Impact of SARS: The Case of Hong Kong: Bu makalede SARS bulaşıcı hastalığının Hong Kong’daki ekonomik etkisi incelenmiş. Burada uçak yakıt talebi ve ulaştırma talebi ile ilgili önemli tablolar var.

4. How reactive power is helpful to maintain a system healthy: Bu makale uzun fakat oldukça faydalı bilgiler içeriyordu. Reaktif enerji ile ilgili detaylı bir çok kavramı da içeriyor

Energy demand impacted by a virus

Energy is an indicator of human and industrial activity. When this activity is disturbed by some event, the chain of events lead us to another uncertain future. Talking to Cuneyt Kazokoglu from FGE about the epidemics, he noted that how SARS epidemic led people to buy and travel more with passenger cars to avoid public transport.

If you think in terms of how information is spread in our socially networked world, an epidemic is a litmus test. On Sunday, Twitter suspended ZeroHedge web page. The reason was an article pointing to a scientific article from the web page biorxiv.org written by researchers from Indian Institute of Technology Delhi. The article stirred a controversy regarding the origins of Coronavirus. It has claimed that some parts of the virus seems like inserts from HIV virus. The article has been withdrawn later that day. If it was true, it has meant a tougher challenge globally.

However the fear that these kinds of events stir up panic. When there is panic, commodity prices collapse or spike. Generally the aviation jet fuel demand is hit first. Since aviation sector is hit, airlines’ shares are impacted too. When people deter from moving, that also means a slowing down of economic activity. Worse than all these is, the racist sentiment as if all Asians are potential virus spreaders.

The good news is, it happened during the Chinese new year. But this was the only good news, or should we say relatively good news. Chinese new year has an interesting impact on oil prices. The end of this long holiday is generally accompanied by oil price increases. Because economic activity in China increases after the holiday.

This time it will be hard to see that increase. Fear is now faster than the virus itself. And Chinese authorities have been said to dissuade traders from short selling and they will inject more liquidity into the financial system. We may never know the financial impact of such an epidemic on World’s most populous country. But this may reverberate differently in developing countries and especially in Asian countries.

There are side effects as well. Last week we heard from the news outlets that solar panel supplies were affected because of polysilicon production and Chinese situation. This was also confirmed by Turkish solar developers and organizations including Solarbaba. It is really interesting since I couldn’t find one single article on epidemics’ effect on renewable manufacturing supply chains and prices. This is new.

What is next? The most obvious question should be “how shale revolution will be impacted by this epidemic?”. Slowing down of economic activity has pushed oil market into contango, where front prices are lower than future prices. The problem is the employment and credit impacts of this slowdown on US oil industry. Since this is an election year, economic activity in the US may be hit by it. Lower oil prices may help consumer demand and activity, but employment from oil sector and debts to be paid will need a close watch.

Probably we will hear more cuts, sanctions and geopolitical turmoil in the coming months. But worse may happen for OPEC. Since OPEC tried hard to sustain oil prices by cutting volumes and revenues, now they will be losing more. If 2020Q1 oil demand growth is zero or negative, than things may get really sour. The seeds of next geopolitical crises and public protests are sown in OPEC countries.

The natural gas prices will go down. That may push LNG prices further lows. JKM is already the lowest in 10 years. So coal prices will be hit hard too. That may help emissions to slow down and prove that gas is a transition fuel for a low carbon world. But if economies are hit, and/or fossil prices are low, green transitions lose their priority. The future of green movements will also be impacted.

Assuming that the epidemic will be controlled soon, there may be some positive developments. As governments push more liquidity to the world economy, second quarter will be the real indicator for 2020. Low oil prices may push consumer confidence and demand to new highs. Just like we started, car sales may increase rapidly. Then a strong demand may follow. We have to keep our finger crossed

26 Ocak – Haftanın Enerji Makaleleri

Bu hafta ilk makale-kitap bölümü , Venezüella ile ilgili

From norm entreprenuer to reluctant overachiever: Venezuela in the history of OPEC, Antunio Rosales

Kitap bölümü 1920’lerden 1960ların sonuna kadar en büyük petrol ihracatçısı olan Venezüella’nın OPEC içindeki rolünden bahsediyor.

Dimensions, Components and Metrics of Energy Security:Review and Synthesis, John A. Paravantis

Makalede enerji güvenliğini sayılara çevirmek için yöntemler öneriyor. Fiziksel varlık, ekonomiklik, teknolojik gelişim, sosyal kabuledilebilirlik, yönetim, geleneksel olmayan tehditler ve doğal çevre ile bir sentez sunuluyor.

Understanding the impact of non-synchronous wind and solar generation on grid stability and identifying mitigation pathways, Samuel C.Johnson Joshua D.Rhodes Michael E.Webber

Bence bu haftanın en ilginç makaleleriden biri de Texas’ta artan kesikli üretimin inertia/eylemsizlik yani dönen kütlelerle sağlanan dengelemeye ihtiyacı inceliyor. Makale kısa süre açık bence indirilmeli.

https://ars.els-cdn.com/content/image/1-s2.0-S0306261920300040-gr1_lrg.jpg

Effects of long-term tariff regulation on investments under low credibility of rules: Rate-of-return and price cap in Russian electricity grids, Avdasheva Svetlana, Orlova Yulia.

Bu makalenin açık versiyonunu bulamadım, ama Rusya’da elektrik tarifelerinin yatırımlara etkisi oldukça ilginç gözüküyor.

Should I Stay Or Should I Go? The importance of electricity rate design for household defection from the power grid, Will Gormana
Stephen Jarvis, Duncan Callaway

En çok merak edilen konulardan, tüketicilerin düşen güneş maliyetleri ile sistemden çıkmak isteyip istemeyeceklerine dair maliyet hesapları ve güvenilirlik kriterlerini ele almış.

Optimization of energy storage and system flexibility in the context of the energy transition: Germany’s power grid as a case study Leonardo K. K. Maia & Edwin Zondervan

İleri doğru yaptıkları senaryolar ile enerji depolamasının rolünü incelemişler

figure2

Energy and Policy Considerations for Deep Learning in NLP
Emma Strubell, Ananya Ganesh, Andrew McCallum

Acaba makine öğrenme teknolojilerinden derin öğrenmenin karbon ayakizi ne kadar diye merak ediyorsanız, referans gibi makale.

Islanding the power grid on the transmission level: less connections for more security Mario Mureddu, Guido Caldarelli, Alfonso Damiano, Antonio Scala & Hildegard Meyer-Ortmanns

Belki de daha fazla bağlantı daha güvenli bir şebeke değildir. Almanya şebekesinde bu hipotezin işlendiği makale bu hafta en çok ilgimi çeken makalelerdendi.


Arz güvenliği yerini “Dayanıklılığa” bırakırken

Neden not aldım?

Eğer elektrik şebekesinin geleceğinde daha fazla yenilenebilir ve kesikli kaynak olacak ise, “arz güvenliği”(security of supply)’dan bahsetmek anlamsız olabilir. Yani rüzgar ve güneşin “kaynak güvenliği” yerine bu kaynakların şebekeye daha fazla girmesi ile birlikte elektrik sistemi ve şebekenin daha esnek ve tepki verip iyileşebilen bir sisteme dönüşmesi kaçınılmazdır. Kısaca Arz Güvenliği eski ekol, Dayanıklılık yeni sorunsal diyebiliriz.

Giriş

Tarihsel bir perspektiften yaklaşması ile tüm bu yazıyı yazma fikri GreenTechMedia sitesindeki, “Enerji Dayanıklılığının kısa tarihi” yazısından geldi. İçeriğine katılmamakla birlikte temel mantığı açısından okunması gereken bir yazı diyebilirim.

Bugün ki enerji politikalarımız aslında petrol krizleri ile şekillenmiş görünüyor. Buna ilgili Bakanlık ve birimlerin kurulmasından uluslararası örgütlere kadar bir çok örnek verilebilir. Bilkent’te verdiğim “Enerji Krizleri” dersinde de bu konuya değiniyorum. 1970lerdeki petrol krizlerindeki yokluk, yüksek fiyatlar ve kuyruklar bir korku rüzgarı estiriyor. Bu korku rüzgarına verilen “güvenlik” cevabı da “Arz Güvenliği”dir. İlk petrol krizinin evladı IEA’in en önemli kriterlerinden biri de 90 günlük stok zorunluluğudur. Çünkü bir kaynak güvenliğine karşı yapılabilecek en önemli hazırlık yeterli stok bulundurmaktı.

Stoklar bugün o kadar önemli ki, ABD stokları petrol fiyatını etkileyen önemli haftalık verilerdendir. Fakat konu elektriğe geldiğinde, arz güvenliği 2000 sonrası piyasa modelleri ile yatırım ve yakıt güvenliği karışımı bir anlamda kullanıldı.

Sonunda tüketicinin istediği güvenilirlik(reliability)tir. Yani düğmeye basınca elektrik gelsin. Bunun sistem tarafındaki yansıması da arz güvenliği kabul edildi. Ve arz güvenliği geniş anlamda “güvenilirlik” demekti. İçine iletim hatları da girdi, dönem dönem fiyatlarda..

Dayanıklılık ise daha çok şebekenin ve daha önemlisi hava olayları ve deprem vs gibi öngörülemeyen olaylara karşı şebeke esnekliği gibi anlaşılıyordu. Fakat bugün güvenilirlik genel tanımı altındaki alt kriterlerden arz güvenliği dayanıklılığa kaymış durumdadır.

ABD örneği

Dayanıklılık dediğimiz zaman neyi konuşuyoruz” isimli makalede, ABD’de de son dönem dayanıklılık tartışmalarının kısa bir özetini bulabilirsiniz.

Kısaca Trump yönetimi iktidaya geldikten sonra kömürü ve nükleeri destekleme yolları için ABD enerji düzenleyicisi FERC’e düzenleme talimatı verdi. FERC’de “yakıt güvenliği” adı altındaki bu talimatı “fiyat” açısından reddetti. Ama “dayanıklılık” temelli yeni bir tartışma gündemi açtı. (FERC Gündem AD18-7) Bu yazıda atıfta bulunulan bir çok fikir de bu tartışmaların bir neticesidir.

Dayanıklılık

“Eğilme, bükülmeden sonra orjinal form ve pozisyona dönebilme gücü” dayanıklılığın tanımı olarak kabul edilebilir. Sue Tierney’in sunumunda dayanıklılık:

  • aktiviteler bütünü veya birleşimi;
  • güvenilirlikle aynı olmayan,
  • üretim veya elektrik sisteminden daha fazla büyükbir kapsamı olan

kavram olarak ele alınıyor. Eğer dayanıklılığı konuşuyorsak

  • Sistemde kesilmelerin olabileceği
  • bunlarla başa çıkmak için hazırlıkların yapılabileceği
  • etkilerinin en aza indirilebileceği
  • hizmetleri tekrar hızla eski haline getirebilecek
  • geçmişte yapılanlardan ders çıkararak gelecek performansları iyileştiren

kavramsal bir bütün olarak ele alınmış.

Devin Hartman’ın sunumund güvenilirlik, kaynak yeterliliği ve dayanıklılık aşağıdaki şekille şöyle gösterilmiş:

Hartman’a göre güvenilirlik, aslında kaynak yeterliliği ve dayanıklılığını da kapsayan bir kavram. Fakat herkes aynı düşünmüyor.

Geleceğe Bakarken

Özellikle elektrik şebekesinde son dönemde çok tartışılan esneklik ihtiyacı da aslında “dayanıklılık” talebinin bir izdüşümüdür. Daha fazla yenilenebilir kaynak gelmesi ile birlikte, daha esnek, daha doğrusu bir olay durumunda hızla sistemi eski haline getirebilecek “plastik” kaynaklara olan ihtiyaç artacaktır.

Bunun en ilginç göstergesi de “piller”dir. Pillerin gelecekteki elektrik şebekesinde oynayacağı kilit rolü, arz güvenliğine bağlamak yanlış olacaktır. Çünkü pil sistemleri bir “kaynak”tan çok sisteme esneklik ve dayanıklılık getiren çift yönlü bir araçtır. Bence “plastik” bir sistem elemanıdır. Bu sebeple pillerin şebekedeki önemi giderek artacaktır.

Daha karbonsuz bir elektrik şebekesinde artan güneş ve rüzgar gibi kaynaklar ile birlikte arz güvenliği anlamını bugünkine oranla kaybedebilir. Bu kaynakların gelmesi aslında bizim “doğal olmayan” elektrik şebekemize, doğayı tekrar geri getiriyor. Çünkü elektrik sistemi doğal koşullardan bağımsız olarak(kömür, nükleer, doğalgaz) istenilen zamanda doğal olmayan faaliyetleri (mesela gece aydınlık, tv izleme, bilgisayar ile haberleşme gibi etkinlikleri) yapmamızı sağlıyordu.

Şimdi daha fazla doğa olaylarına maruz bir elektrik şebekesi ve kaynağı daha fazla doğadan gelen bir sistemimiz olacak gibi duruyor. O zaman arz güvenliği kavramını ne kadar genişletirsek genişletelim, ne orman yangınlarından ne doğa olaylarından, çok soğuk kışlar, çok kurak yıllardan kaçmak imkansız gibi duruyor. Aksine tüm doğa olaylarından etkilenen de bir “yakıt” girdisi olacak. Yani “mükemmel şebeke” daha da uzakta, bu sebeple daha “dayanıklı bir elektrik sistemi” artık sistemin yeni hedefidir. Ta ki bir sonraki yakıt krizine kadar.