5 Eylül 2016

Orjinal dosya :  https://drive.google.com/open?id=0B3RIv3pMNaTdVG0zRENYaWZOV1U

OPEC, Merkez Bankacılardan öğrendiği konuşarak piyasaları yönlendirme davranışına bugün de Rusya’yı alarak devam etti. Güzel bir strateji uyguluyorlar, kağıtlar uç noktalara gidince konuşarak piyasaları yönlendiriyorlar. İngiltere de kiliseler (geçen hafta), Fas’da camiler yenilenebilir enerjiye dönüyor. Yamalı bohça enerji politikaları Dieter Helm’e göre sadece lobicilerin sayısını arttırıyor.

Bilgiler

Total Uganda’da 3 petrol üretim lisansı aldı. Ayrıca İngiliz Tullow ve Çin’in Chinese National Offshore Oil Company(CNOOC)’de lisans aldı. Uganda’nın 6.5 milyar varil kanıtlanmış rezervi var. Yani ortalama 500bin v/g’e kadar üretim gelebilir.

Japon Başbakan Shinzo Abe, G20 toplantısında çelik kapasite fazlalığının piyasa mekanizmalarına dayalı yapısal reformlar ile gündeme alınmasını gerektiğini söyledi.

Petrol gün içinde petrol piyasalarına destek içerikli Suudi ve Rus ortak açıklaması haberi ile sıçradı.

Oklahoma’da 5.6lık depremin ardından atık suların bırakıldığı 37 çatlatma kuyusu kapatıldı. USGS (ABD’nin MTAsı) şu aşamada bu depremin sebebinin neticelendirilmediğini söylediler.

Gelişen teknoloji sonucu, sanayi devrimi öncesi “delikanlılık”-masculinity- tekrar doğuyor. 19.yüzyıl ingilteresinde  teknolojinin insanların çalışma şeklini darmadağın ettiği gibi, yeni teknolojiler de o dönemi tekrar yaşatabilir.

Fas’daki Camilerinde çevreci “yeşil” teknolojileri arttıracak. Bu sene sonuna kadar 100 camide LED aydınlatma, fotovoltaik sistemler ve günısı sistemleri kurulacak, 2019 Mart sonuna kadar ise 600 “yeşil cami” planlanıyor. Proje Alman hükümeti ile ortak yürütülüyor. Fikir Fas hükümetinden gelmiş.

2011 sonunda BM görülmeleri sonucu kurulan “Green Climate Fund” eski direktörü, fonun oyun değiştirici projeleri desteklemektense bilindik projelere destek verdiğinden yakındı. Fonun büyüklüğü 10 milyar $

Natixis Enerji Analisti Abhishek’e göre ana senaryo da 2016 sonuna kadar fiyatlar daha çok 50$ altı seyredecek. Eğer OPEC üretimi dondurursa 2106 4.çeyrek 56$, 2017 4.ç. 68$/v. Düşük senaryoda ise, Nijerya ve/veya libyanın üretime geri dönmesi, OPEC Pazar payı rekabeti, talep artışında yavaşlama ve Fed faiz artışı ile 2017 sonuna kadar 50$ altı.

İstatistik

ABD Enerji sektörü istihdam verileri raporu: http://energy.gov/sites/prod/files/2016/03/f30/U.S.%20Energy%20and%20Employment%20Report.pdf

  • Elektrik üretimi ve yakıt teknolojilerinde 1.6 milyon kişi çalışıyor – 1 milyonu fosil yakıt elektrik üretimi
    • 18,295 kişi tarım/ormancılık
    • 543,723 kişi madencilik ve çıkarma
    • 193,144 kamu hizmeti/utility
    • 225,885 inşaat
    • 247,707 imalat
    • 79,056 toptan satış
    • 297,257 profesyonel ve iş servisleri

Güneş sektörü istihdamı 300bin kişi (s28), rüzgar sektörü 77bin kişi

Enerji verimliliğinde 1.9 milyon kişi, bunlara Energy star ürün ve bina malzemesi eklenirse artı 2.9 milyon kişi daha geliyor.

Motorlu araçlar 2.4 milyon istihdam, buna galeri/araç satış eklenirse ekstra olarak 1.9 milyon kişi daha ekleniyor

 

Grafik

2017 petrol arz-talep dengesi. Natixis Enerji Analisti Abhishek

 

 

Makale Özeti

Not all oil supply shocks are alike either: Disentagling the supply determinant, The Oxford Institute for Energy Studies,

https://www.oxfordenergy.org/wpcms/wp-content/uploads/2016/08/Not-all-oil-shocks-are-alike-either-Disentangling-the-supply-determinant.pdf

Her petrol arzı şoku birbirine benzemez, arz tarafının analizi

Makale deki temel kavram, arz şokunun içsel mi dışsal mı olduğu:

  1. Dışsal şok, bir ülkede petrol üretimi dışındaki politik sebeplerden kaynaklanan şoklar (ayaklanma vs)
  2. İçsel şok: Talebe göre jeolojik, ekonomik ve teknolojik destek veya sınırlamalar sonucunda işletme kapasitesindeki pozitif veya negatif değişim

Makalenin ana fikri: dışsal şoklar geçicidir, çünkü biri üretmiyorsa diğer üretebilir ve üretim eksiği onarılır. İçsel şoklar ise daha çok yatırım kararı ve yatırım süresi ile ilgili olduğundan etkisi ve süresi daha uzundur. Dışsal arz şokları 12 ay da etkisini kaybederken, içsel arz şokları daha uzun süre kalıcı oluyor.

Reel fiyat değişimlerini içsel şoklar %30 mertebesinde açıklarken, dışsallar sadece %16 açıklıyor.

 

 

“Greg Clark’ın enerji ajandası – Dieter Helm”, 5 Eylül 2016

http://www.dieterhelm.co.uk/energy/energy/greg-clarks-energy-agenda/

Dieter Helm her zaman dolu dolu içerik sağlamasa da, İngiliz ve AB politikalarını doğru noktalardan kritik eden bir akademisyen.

İngiltere yeni baştan bir “İş dünyası, Enerji ve Sanayi Stratejisi” Devlet Bakanlığı(BEIS) kurdu. Bu Bakanlığa da daha önce gölge enerji bakanı olan ve Muhafazakarların enerji politikasını yazan Greg Clark’ı getirdi.

Helm makalesinde Clark’ı zor bir dönemin beklediğini ve eğer kısa dönemi kurtaracak kararları almak yerine major adımlar atmaz ise işinin zor olduğunu ima ediyor.

Bazı önemli noktalar:

Enerji sektörü iyi durumda değil, major bir sanayi ekonomisine, özellikle Brexit’e muhatap bir ekonominin amaçlarına uygun değil. İngiliz sanayi ve hizmetleri daha fazla dijitalleşiyor(robotlar, 3D printer, AI) ve dijital elektrik demektir. Elektriğin enerji talebi içerisindeki artışını getirecek bu süreçte, şimdi arz güvenliği için 0 olan marjinler (İngiltere için) daha da alarm veren bir noktaya gelecektir.

Elektrik Piyasasını Düzeltmek 

Genişbant internet hizmeti gibi, elektrik arzı da güvenli ve güvenilir olmalı. Fazla olmasının maliyeti, az olmasına oranla daha önemsizdir.

Bir sanayi stratejisinin çekirdeğini, iyi kalite altyapı temini oluşturur. Fakat İngiltere’de altyapı sorunu BEIS’in değil Hazine’nin kontrolündeki bir alanda (bütçe).

Clark’ın problemi ise her şey daha kötü –çok kötü- olabilir.   Kömürler kapanıyor, nükleer yaşlanıyor, mevcut gaz santrallerinin durumu ve yeni nükleerin gecikmesi ile altyapı yatırımlarının gecikmesiyle birlikte oluyor. Amber Rudd’un İngiltere’nin kömürden çıkacağını söylemesi çok cesurdu ama sonuçları ile Clark uğraşacak

Şimdi hükümet, yeni santrallerde merkezi alıcı. Sistemi ayakta tutacak kadar açık arttırma yapmak durumunda.

Açık arttırmaların(ihale) iki avantajı var, en ucuz yatırımı bulmasını sağlıyor ve teknolojik olarak nötr. Fakat İngiliz enerji politikası teknolojik olarak nötr değil. Gerçek bir teknolojik nötr ihale hiçbir Hinkley veya açık deniz rüzgar santraline izin vermiyor olmalıydı. Bolca küçük tek-çevrim doğal gaz ve dizel jeneratörler olmalıyor. Gerçek bir ihale olsaydı, iletim ve dağıtım maliyetleri de eklenirdi, ki bunun sonucu İskoçya’da daha fazla yenilenebilir olmazdı. “Güvenilir güç” konusunda, loksayonel maliyetler de eklenerek bir ayrım da yapılmalıydı. Böylelikle kesikli üretimi olan yenilenebilirler yedek güç için alt kontrat yapmalı ve sisteme tüm maliyetlerini ödemiş olurlardı.

Politikacılar enerji piyasalarına müdahale konusunda az biraz verimli olmanın bile zor olduğunu görüyorlar. Her müdahale istenmeyen başka sapmalar, bu sapmalar da başka müdahaleler ve sonuncunda daha fazla istenmeyen sonuçlar oluşuyor. Her teknolojiye ayrı garanti, ayrı politika.. Depolama, talep tarafı özel problemlerl… Bir lobicinin cenneti, enerji de genişleyen tek alan [lobicilik]

Clark bu yüzden büyük adımlar atmalı. En barizi, şebeke alım garantisi ve kapasite piyasalarını tüm lokasyonel maliyetleri de ekleyerek aynı tek birleştirilmiş bir “güvenilir güç” müzayedesine dönüştürmektir

Karbon fiyatlarının da hedefleri tutturmak için nereye gidecek ise gitmesine izin vermek en bariz piyasa yaklaşımı olacaktır.

Petrol ve gaz

1980’lerden beri İngilterede gelen büyük petrol gelirleri ile sterlin’i bir Petro-para birimi bonusu veren dönem sona erdi. Kuzey denizi dibi buldu, İngiltere’nin ise Norveç gibi  petrol fonu yok. (egemen gelir fonu)

Aslında zamanlama çok iyi, son 15 yılın petrol fiyat artışları ekstra bonus oldu. İngiliz enerji politikasının paradokslarından biri, İngiltere’nin karbonsuzlaşmada yeşilcilik ve liderlik iddia etmesine rağmen, daha çok petrol ve gaz üretmek istemesi. İngiltere yalnız değil, Almanya’da da bu karbon münafıklığı çok bariz ve yoğun şekilde kömür sanayisini ilerletiyordu.

Önemli olan Kuzey denizindeki platformların doğru şekilde sökülerek çevresel düzenin eski haline getirilmesi

Enerji için Sanayi Stratejisi

Enerji altyapısı sadece iletim, dağıtım hatları ve boru hatları ile ilgili değil. Enerji altyapısı, teknik iyileşme ile gerçekleşen büyük değişimleri barındırabilme yetisine sahip şebekeler ile ilgili. Enerji sektörü radikal bir değişime gidiyor. Lobiler mevcut yenilenebilirlere sübvansiyonlara odaklanmış iken, altındaki teknolojik zemin de kayıyor, fosil yakıtların kalanlarında olduğu gibi.

Clark kazananları seçerken dikkatli olmalı, her “yenilik/buluş” için lobiciler kapısını çalacak ve BEIS bu misafirlerle dolu olacaktır. Anahtar nokta ise şebekelere daha fazla sağlamlık vererek bu teknolojileri içermesi sağlanmalı. Gelecekte daha büyük güç santrallerine ihtiyacımız olmayabilir, çok fazla gaz da ithal etmememiz gerekebilir, daha fazla bağlantı da yapmaya gerek kalmayabilir.

Mesleki yeterlilikler bir kamu varlığıdır. Hükümetin sanayi stratejisi üniversiteler, stajlar, çıraklık eğitimleri ile ilgili. Bunun için Bakanlığın değil Hazine’nin para vermesi lazım hem de çok. Clark’ın sanayi stratejisi “bir ekonomik kriz olmaması”na dayalı sallantılı bir zeminde.

Enerji’de Brexit

Yeni Bakan Brexit’le de ilgilenmek durumunda. Enerji sektöründe sorunlar çok. Enerji iç pazarı (Internal Energy market) ki daha çok bir İngiliz icadı, sonra yeni Enerji Birliği, sonra altyapı konuları, interkonnektörler ve devlet yardımları var

Büyük ironi ise İngiltere’nin serbestleşme ve rekabet konusunda Avrupa’ya liderlik etmesine rağmen [savunduğu politikalardan] geniş bir geri çekilme yaşıyor. Fransızların tek alıcılı sistemine karşı duran İngiltere şimdi bunu kapsamlı şekilde kendi politikalarına uyguluyor. Bu U dönüşü hem çok ilginç hem de büyük oranda önemsenmedi. Piyasaların yatırımları yaptığı bir ortamdan, devletin yönettiği bir yatırım ortamına geçildi. Tek alıcı tüm yatırımları belirliyor.

Bir opsiyon ise Enerji Birliğini, Avrupa Birliğinden farklı bir çerçevede ele almak, tıpkı nükleerde olduğu gibi.

Kapsayıcı bir enerji politikası

Şirketler “kesinlik[öngörülebilirlik] ihtiyacı” için çokca bağırıyorlar ki sanki piyasalar da hep kesinler. Hükümet bir kısım prensiplerle, kapsayıcı politikalar ve yolculuk yönünü belirlemeli.

Krizler büyük riskler kadar büyük imkanlarda getirir. Risk, kısa dönem kriz yönetimi sonucu yarım yamalak müdahalelerle hükümet kendini böyle bir sürecin içine kitleyebilir. Fırsat ise, krizler haraket için alan oluşturur. Major reformlar daima krizleri takip eder. Mevcut kriz bu ciddi reformları getirecek kadar büyük mü, göreceğiz. Artık top Greg Clark’ın alanında.

Tarih

27 Eylül 1993, “akıllı sayaç gecikiyor”

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *