16 Eylül 2016

Word: https://drive.google.com/open?id=0B3RIv3pMNaTdelcyUnhiUWtNdzQ

Dünyada petrol gaz yatırımları düştü. IEA’de öyle diyor. Peki bunun ne kadarı yakıt ve emtia fiyatlarındaki düşüşten oldu, ne kadarı da geri çekilen yatırımlardan. Büyük projeler daha kırılgan oluyorlar. Enerji altyapılarını sadece saldırıya dayanıklı değil, saldırı karşısında daha hızlı ayağa kalkabilen şekilde tasarlanması öneriliyor. Exxon’a demokrat savcıdan soruşturma. Afrika’da “Kirli Dizel” raporu, zayıf devletleri büyük şirketler affetmiyor. ABD ekonomisi düşük petrol fiyatlarından ne kazandıysa azalan petrol ve gaz yatırımlarından geri vermiş, olsun işlem hacmi olmuş.

Bilgiler

ABD LNG sektöründen verilen örneklerde Exxon’un Goldenpass macerası önemli, gaz ithalat noktası iken ihracat için başvurusu yapıldı. En ilginç grafik ise, IEA raporundan alınan, yıllar geçtikce LNG terminal maliyetlerinin artması.

Büyük projeler daima kırılgan mıdır? Megaprojeler ya verimlilik ya da talep öncesi kapasite oluşturmak için önemli. Hidrolik santral verile ile yapılan araştırmaya göre, rastgele olayların etkisinden dolayı büyük projeler çok kırılgan. Ayrıca büyük projelerin kompleksitesi de boyutları ile birlikte arttığından sorun ihtimali daha çok. Ölçeklenebilirlik örnekleri güzel: Dijital müzik ve klasik müzik . Peki cevap ne? Modularizasyon. Modüllere ayırma, parçalama

Tesla, Southern Edison California’dan 20 MW(80 Mwh) ’lık şebeke için depolama/pil ünitesi ihalesini kazanmış. BNEF’in grafiği güzel, pillerin ihaleden devreye alınması 10ayın altına düşmüş. 2MW 2.9 milyon $, ama daha yukarısı indirime tabi

Exxon’un muhasebe uygulamaları New Yorklu demokrat savcı tarafından incelemeye alındı. Sebep: tüm firmalar düşen petrol fiyatları ile sahip oldukları varlıkların değerini de düşürürken (bir kısmı da ekonomik olarak üretilemez hale geleceğinden -impairment). Ohio emeklilik sistemi de 2004’de dava açmışlardı.

Özellikle batı afrika’daki benzin ve dizel yakıt standartlarındaki zayıflık ve kontrol eksikliği, Trafigura ve Vitol gibi firmaların daha toksik ve sülfürü yüksek yakıtları bu pazarlara satmasına yardımcı oluyor. Hatta kirli katkılar mesela benzen ve diğer aromatiklerle “Afrika kalitesi” elde ediliyormuş. Afrika’da “Kirli Dizel”, İsviçreli Public Eye’in raporu. “Return to Sender” kampanyaları da güzelmiş. Ucunda para olunca kirliliğin bile bir kalitesi var demek ki..

Düşük petrol fiyatları ABD ekonomisine tüketimi arttırarak %0.7 , petrol ticaret dengesinden de %0.04 büyüme getirirken, düşük fiyatlardan azalan petrol ve gaz sektörü yatırımları tüm bu pozitif büyümeyi sıfırlamış. 1986 dönemi ile kıyaslandığında, tüketici bütçelerinde petrol harcamalarının daha az yer tutması ve şeyl’in petrol hareketlerinin ABD ekonomisinde etkisini değiştirdiği sonuçları var. Makale uzun

Bu raporu gözden kaçırmışız, “The road to resilience: Financing Resilient Energy Infrastructure” 3 kritik riske işaret ediyor: “ekstrem hava olayları, energy-su çekişmesi, siber güvenlik”. Ne öneriyorlar, 7 madde var, dayanıklılık tanımına yumuşak dayanıklılık da eklensin (sistemi geri kurtarma) vs, okumalı

Grafik

Dünyada dizelde kükürt limitleri


İstatistik

IEA’in World Energy Investment 2016 raporu Factsheet’inden. Güzel rapor, en azından kapağı sarı kırmızı değil, ama Sayın Birol’un twitter’dan tebrik ettiği Leicester City renklerinde

– 2015’te enerji yatırımları 1.83 milyar $ oldu. 2014’ten %8 düştü

– Bu yatırımın %55’i fosil yakıtlar, 2014’te %61Dir

– Yenilenebilirin payı %17 , 2014’te %16

– Çinin enerji arzında yatırım miktarı : 315 milyar dolar, en büyük enerji yatırımı ejderlerde

– ABD’nin ki 280 milyar $

Bir çok kişi farketmese de IEA’de nüanslar önemlidir. “energy supply spending”… yakıt fiyatı dahil mi, bunu nihai tüketici ödemiyor mu? Kafa karışınca hemen IEA’den tanımı okuyun, doğaçlama zararlı

– Elektrik yatırımları 420 milyar , Yenilenebilirler bunun %70’i 288 milyar $

– Bura önemli: Gaz yatırımları %40 düşerek 31 milyar $’a gerilerken, kömür 4’te 1 artarak 78 milyar $ olmuş. Sebep Çin

– Burası da Türkiye için önemli – Çin günısı sistemlerinde de en büyük yatırımcı 15 milyar $ ile.

– Şebeke pilleri 1 milyar $’a ulaşmış, 2010’un 10 katı

– Nükleerde yeni kapasite 20 yılın en yüksek seviyesinde 10 GW -21 milyar $

– Emisyonlar 2015’te ortalama devreye giren kapasite 420gr/kWh

Makale

Expert elicitation survey on future wind energy costs

Ryan Wiser, Karen Jenni, Joachim Seel, Erin Baker, Maureen Hand, Eric Lantz and Aaron Smith

(link: http://www.nature.com/articles/nenergy2016135.epdf)

Ek bilgiler de işe yarayabilir: http://www.readcube.com/articles/supplement?doi=10.1038~2Fnenergy.2016.135&index=0&parent_url=1&preview=1

Nature Energy son dönemdeki en önemli akademik dergilerden biri .

Bu makale okunmalı mı? Eh işte. Ben ne anladım? Bu öğrenme eğrisi ile bir teknolojinin fiyatı düşerken aslında sadece türbin-panel diye değil, tüm bir sistem ve işletim maliyetlerindeki düşüşleri dikkate almak lazım. Yani sadece türbin fiyatları ne olur dersek, seneden seneye %6 düşüyor, peki rüzgar santrali kurma ve işletmenin maliyetleri dersek %18’leri bulabiliyor. Aşağıdaki grafikte bunun özeti.

Ben okurken aslında rüzgar uzmanlarına rüzgar ne olacak diye sorma kısmına pek ısınamadım, ama bilimsel bir eki var 88 sayfa ona bakabilirsiniz. 3 rüzgar santral tipine bakıyorlar, kara, kıyı ve yüzer platformlu kıyı.

Herkez kapasite faktörünün artacağını iddia ediyor. Kanatların süpürme alanı da artacak. Ama makalede süpürme alanı/türbin kapasitesi genelde sabit kalmış.

Nasıl maliyetler düşecek? Kapasite faktörleri iyileşecek, projenin ömrü artacak, yatırım maliyeti, işletme giderleri düşecek. WACC’da ağırlıklandırılmış, ortalama sermaye maliyeti.


Rapor

GCC- East Asia Relations in the Fields of Nuclear and Renewable Energy : Opportunities and Barriers

Makio Yamada

https://www.oxfordenergy.org/publications/asia-relations-fields-nuclear-renewable-energy-opportunities-barriers/

Oxford Energy Institute

Okuma süresi 1.5 saat

Bilgiye erişimde Brookings, Oxford Energy gibi kaynakların raporları önemli. Raporu beğendim, çünkü kompakt, düzenli ve kafada kalıcı noktalar var. Türkiye ile ilgili bir çok nokta var. Yazar biraz garip, oturmuş ENET, ENRET, ERET gibi kavramlar geliştirmiş, sonra kendisi de kullanmamış. Bu kavramlar ne? İhracata dayalı nükleer/yenilenebilir enerji teknolojisi

GCC ülkeleri dediği: Birleşik Arap Emirlikleri,(BAE) Katar, Kuveyt, Suudi Arabistan (KSA – Kingdom of Saudi Arabia)

Doğu Asya ülkeleri de: Japonya, Çin, Güney Kore

Temel tezi şu: Doğu asyalılar büyümek için kendi teknolojilerini (ürün değil teknoloji) ihrac edecekleri ve bu sayede piyasayı genişletecekleri pazarlara ihtiyaç duyuyorlar. GCC ülkeleri de ekonomilerini çeşitlendirmek ve teknoloji elde etmek istiyorlar. Yazarın soruları da iki bölge birbiri ile nasıl etkileşime girer, imkanlar fırsatlar

Önce nükleeri anlatırken bir iki tema öne çıkıyor

– ABD’nin nükleer rejimden kopmamak adına Japonya’nın nükleer teknoloji satmasını desteklediği
– Japonları Fransa ve ABD’nin desteklediği,
– Artan bir Rus nükleer teknoloji pazarı olduğu
– Korelilerin finansman erişimlerinin olmadığı için bir çok yerde (Türkiye’de gibi) diğer ülkelere göre geride kaldıkları
– Korelilerin BAE’lerinde yaptıkları santralin benzerini önceden bitiremedikleri için ceza ödedikleri
– KSA’nın ise biraz geri durduğu, sadece ilk nükleer reaktör yerinin çalışılması ve belirlenmesini planına koyduğu
– BAE’de daha fazla reaktör yapılabileceği
– Kuveyt’in nükleer çalışmalardan çekildiği
– GCC ülkelerinin benzer kurumsal süreçleri izlediği
– 123 Agreement – US Atomic Energy Act 1954 – Bölüm 123 – teknoloji verilen ülke bağımsız yakıt zenginleştirmeyecek. Türkiye, BAE imzalamışi KSA imzalamamış. (s17)
göze çarpıyor.

Türkiye en az 4 yerde geçiyor. Atmea-1’den korelilerin neden kazanamadığı (finansı bulamamaları), Japonların bakışına kadar okunacak yerler var.

Yenilenebilir de ise:

– Çin sanayisinin daha gelişmiş olduğu
– Japonya’nın 2004’e kadar dünya PV ihtiyacının yarısını karşıladığı, çalışmalara ise 1974’te “Sunshine Project” ile başladığı
– 2014’te Japonyanın küresel payının %4’e düştüğü
– Güney Kore’de chaebol (oligarkın korecesi) Hanwha grubun, hem Çin hem Almanya’da firma satın alarak büyüdüğü
– GCC ülkelerinde ise BAE’de Masdar’ın öne çıktığı
– Projelerle birlikte BAE’de yerel mühendislik (EPC) firmalarının da arttığı
– KSA’nın ise bir dizi kurumsal maceradan sonra hızlandığı, ISCC (Integrated Solar Combined Cycle) teknolojileri ve İspanyollarla
– KSA’nın petrol ve mineral kaynaklar bakanlığını, Enerji, Sanayi ve Mineral Kaynaklar bakanlığı haline getirdiği
– Haziran 2016’dan beri gelişmelerin KSA’da hızlandığı
– KSA’nın kendi teknolojisini üretmek istediği
– Japonların bölgede “ısıya dayanıklı, ince film teknolojisi olan CIS (copper, indium, selenide) ile bir pazar payı yakaladığı. CIS’in %5 daha verimli olduğu (c-Si kristal silikon teknolojisine göre)

anlatılıyor.

Makalede anlatılan bölgeler dışında nükleerde Ruslara ve yenilenebilirde İspanyollara özel vurgu var. Rusların başarısındaki sır, devlet gücü ve finansmanı da projeyle birlikte sağlamaları. İspanyollarını başarısında iki faktör var: yenilenebilire erken girdiklerinden know-jow ve teknoloji birikimleri var, ayrıca ispanyol pazarı küçüldüğünden küresel pazar erişimi arayan firmalar var. Ucuz paneller iyi olsa da, GCC ülkeleri teknoloji de istiyor.

Tarih

23 Ekim 1920 – Bugünün Şeyl Petrol Öncüleri, Sektörün gelecekteki kurtarıcıları olacak

İlk şeyk üretimi de 1917’de Ute Oil tarafından yapılmış. Ama yatay sondaj yok tabi.


Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *